« Önceki |

28/10/2006

BESMELENİN FAZİLETİ

Saliha bir kadının, münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın " Bismillahirrahmanirrahim " diye besmele çekmeden, hiçbir işine başlamazdı. Kocası,onun bu haline kızar, kadıncağıza yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O saliha kadın ise, kocasının eza ve cefalarına sabreder ve onun doğru yola gelmesi için Allah'a dua ederdi.

Bir gün,kadının kocası iyice öfkelenmişti..Karısına yapacağı eziyet ve kötülük için bir bahane arıyor ve kendi kendine :

 " Suna bir oyun çevirenimde görsün ; bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak ? " diye söylenip duruyordu. Başkalarına açıkça söyleyemediği inkarcılığı,artık bütün çirkinliğiyle,içinde dolup taşmıştı.

Hanımını çağırdı,ona bir kese altın vererek :

 - Bunu iyi sakla !!! diye tembih etti. Kadında kocasının emri üzerine hemen gitti,besmeleyi çekerek keseyi iyice sakladı. Bu arada kocası da onu gizlice takip ediyordu. Sonra karisinin haberi olmadan keseyi, karisinin sakladığı yerden aldı. İçindeki altınları boşaltarak, keseyi derin bir kuyuya attı. Aradan çok gedmeden karisini çağırdı ve:

- Sana verdiğim bir kese altını hemen getir. dedi.

 Kadın koştu ; keseyi sakladığı yere,

 " Bismillahirrahmanirrahim " diyerek elini uzattı.

Tam o anda, Allahu Tealinin emriyle, kese kadının sakladığı yerde içindeki altınlarla beraber aynen duruyordu. Islanan keseden suları damlıyordu. Kadın kesenin neden ıslak olduğunu anlayamadı ve keseyi kocasına getirdi. Adam içi altınla dolu keseyi görünce çok sasırdı ve karisinin söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı.

 Sonra karısına ;

 - Sana çok zulmettim,çok canini yaktım,beni affet. diye yalvarmaya başladı. Allah'a tevbe ve istiğfar etti. İbadetlerine bağlı bir insan oldu. O günden sonra dua ve yakarışlarında hep söyle derdi ;

 - Ya Rabbi ! Bana dünyam ve ahirenim için hayırlı, Saliha bir kadını es olarak verdiğin için,sana hakkiyle şükretmekten acizdim,beni affet Allah'ım...

 O saliha kadın ise ;

 - Ya Rabbi ! Sana şükürler olsun ki,duamı kabul edip kocamı Salihlerden eyledin,diye dua ediyordu.

Bu hikayeden alınacak ibretler ve çıkarılacak hikmetler çoktur.Büyükler demişler ki;

 " Sabrın kendisi acıdır,lakin meyvesi tatlıdır."[

17/10/2006

SADAKA-İ FITR

Dînimiz, cemiyet düzeninin sağlanması, insanların birbirini sevebilmesi ve yardımlaşmaları için zekât, sadaka vermeyi ve hediyeleşmeyi emretmektedir.

Farz olan zekâtı verdikten sonra, bedenin sıhhat ve âfiyete, mal ve evlâdın da berekete, âhırette büyük sevâblara kavuşabilmesi için sadaka da vermelidir. Bilhassa mübârek günlerde ve Ramazan ayında verilmesi daha iyi olur.

Bir kimse, bütün insanların işlediği kadar ibâdet etse, bir kimseye fayda temin etmek gibi olamaz. Demek ki insanlara yardım etmek büyük sevâbdır.

Sadaka-i fıtr, yâni fıtra, ba'zı âlimlere göre, vâcib, ba'zılarına göre de farzdır.

Fıtra vermek her ne kadar belli bir nisâba mâlik olanlara vâcib ise de, durumu müsâit olan fakirlerin de vermesi iyi olur. Çünkü fıtra, oruç tutan kimsenin boş ve fuhuş sözlerini temizler. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Fıtra, sizin zenginlerinize, Allahü teâlânın tezkiyesidir. Ama fakir olanlarınız verirse, Allahü teâlâ ona daha çoğunu verir.”

“Ramazan-ı şerîf orucu, gökle yer arasında asılıdır. Ancak fıtra ile yukarıya çıkarılır.”

İhtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisâbı kadar malı, parası bulunan her hür müslümanın, Ramazan Bayramı'nın birinci günü sabahı fıtra vermesi vâcibdir. Ramazan içinde, hattâ ramazan'dan önce de vermesinde mahzûr yoktur. Bir kişinin fıtrası, bir fakire veya bir kaç fakire verilebildiği gibi, bir fakire birkaç kişinin fıtrası da verilebilir.

Fıtra nisâbına mâlik olana zengin denir. Bunun fıtra vermesi vâcib, zekât alması ise haram olur. Çalışamıyan fakîr akrabâsına yardım etmesi vâcib olur.

Fıtra olarak 1750 gram buğday veya buğday unu veya 3500 gram arpa veya bu miktar hurma veya kuru üzüm verilir. Bunların kendisi verilebildiği gibi, kıymeti altın ve gümüş olarak da verilebilir.Bir özrü sebebiyle oruç tutamıyan kimsenin de fıtra vermesi lâzımdır.

16/10/2006

ÖRTÜCÜ OLALIM Kİ SETTAR(c.c) DA BİZİ ÖRTSÜN

Rabb'imiz, mü'minler arasında kötü şeylerin yayılmasından hoşlananlara bu dünyada da ahirette de can yakıcı bir azap olduğu ikazında bulunuyor. (Nur: 24/19). Dedikodu, gıybet, başkalarının ayıplarını araştırmak (tecessüs), koğuculuk, kesinlikle haram olan davranışlardır. Ahir zamanın zor şartlarında zaten zar zor "denkleştirebildiğimiz" sevaplarımızı bir iki dakikalık lüzumsuz konuşmalarla heba edip, azapla yüz yüze gelmeyelim. Bakın, Ebû Hüreyre (radıyallahu anhın) rivayetine göre, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: "Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter." (Müslim, Birr 72.) Bu sözler, bizim için müjde olmalı.


GÜNAHKÂRA KARŞI TAVIRDA ÖLÇÜ

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İşlediği günahları açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp, Allah onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp: "Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım." demesi, açık günahlardandır. Oysa o kişi, Rabb'i kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, Allah'ın örttüğünü açarak sabahlıyor." (Buhârî, Edeb 60)

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle dedi: Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem)'nin huzuruna şarap içmiş bir adam getirdiler. Peygamber Efendimiz: "Ona had vurunuz." buyurdu. Ebû Hüreyre der ki: Bizden eliyle vuran, ayakkabısıyla vuran ve elbisesiyle vuranlar oldu. Had icra edildikten sonra adam ayrılıp gidince, ashâbdan biri, "Allah seni kahretsin, rezil etsin." dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), "Böyle demeyiniz, onun aleyhine şeytana yardım etmeyiniz." buyurdular. (Buhârî, Hudûd 4,5)

14/10/2006

TERAVİH NAMAZININ FAZİLETLERİ



ALLAH KENDİSİNE SALAT ve SELAM EYLESİN, RESULLULLAH (S.A.V) EFENDİMİZE RAMAZAN AYINDA TERAVİH NAMAZININ FAZİLETİ HAKKINDA SORULDUĞUNDA ŞÖYLE BUYURDU:
TERAVİH NAMAZINI KILAN KİMSE HERGECE TERAVİH KILDIĞI ZAMAN BAŞKA HAL ALIR. ŞÖYLEKİ:

1. GECE ANASINDAN DOĞDUĞU GÜNKİ GİBİ GÜNAHLARINDAN ARINIR.
2. " EĞER MÜ'MİN İSE ANASI VE BABASININ GÜNAHLARI BAĞIŞLANIR
3. " ARŞ ALTINDA BİR MELEK ŞÖYLE SESLENİR. "AMELİN TEMİZE ÇIKTI, GÜNAHLARIN BAĞIŞLANDI".
4. " ONUN İÇİN VERİLECEK MÜKAFAT TEVRAT, İNCİL, ZEBUR VE KURAN OKUYUP HATMETME SEVABIDIR.
5. " MESCİD-İ HARAMDA VE MESCİD-İ NEBEVİDE NAMAZ KILAN KİMSE GİBİ SEVAP KAZANIR.
6. " ALLAH'Ü TEALA ONA BEYTİ MAMURU TAVAF EDENİN SEVABINI VERİR.
7. " FİRAVUN GAZASINDA MUSA (A.S) İLE BERABER OLMUŞ GİBİ ECİR ALIR.
8. " ALLAH'Ü TEALA İBRAHİM (AS) 'A YAPTIĞI İHSANI ONADA VERİR.
9. " HZ. MUHAMMED'İN (SAV) YAPTIĞI İBADET GİBİ YÜCE ALLAH'A İBADET ETMİŞ SEVABI ALIR.
10. " YÜCE ALLAH DÜNYA VE AHİRETİ NASİP EDER.
11. " ÖLECEK OLURSA DÜNYADAN ANASINDAN DOĞDUĞU GÜNKİ GİBİ GÜNAHSIZ ÇIKAR.
12. " KIYAMET GÜNÜ YÜZÜ AYIN ONDÖRDÜ GİBİ PARLAK GELİR.
13. " KIYAMET GÜNÜ HER TÜRLÜ KÖTÜLÜKLERDEN EMİN OLARAK GELİR.
14. " HAK TEALA O KİŞİYE KADİR GECESİNİ İHYA ETMİŞ SEVABI VERİR.
15. " ARŞI VE KÜRSÜYÜ TAŞIYAN MELEKLER ONUN BAĞIŞLANMASI İÇİN SALAT OKURLAR.
16. " YÜCE ALLAH O KİMSE İÇİN CEHENNEM ATEŞİNDEN KURTULDUĞUNA VE CENNETE GİRECEĞİNE DAİR BERAT FERMANI YAZAR.
17. " PEYGAMBERLERİN SEVABINA DENK SEVAP VERİLİR.
18. " BİR MELEK ŞÖYLE SESLENİR; "EY ALLAH'IN KULU, ALLAH SENDEN, ANA VE BABANDAN RAZI OLDU".
19. " HAK TEALA DÜNYADA VE AHİRETTE ONA YARDIM EDER.
20. " ŞEHİT VE SALİH ZATLARIN SEVABINA DENK SEVAP VERİLİR.
21. " ALLAH ONA CENNETTE NURDAN BİR EV KURAR.
22. " ÜMMETİ MUHAMMED'İN YETİMLERİNİ VE DUL HATUNLARINI DOYURMUŞ GİBİ SEVAP KAZANIR.
23. " ALLAH ONA CENNETTE ŞEHİR KURAR.
24. " ONUN İÇİN YİRMİ DÖRT MAKBUL DUA VARDIR.
25. " ALLAH ONDAN KABİR AZABINI KALDIRIR.
26. " ALLAH ONUN İÇİN KIRK YILLIK AMEL SEVABI YAZAR.
27. " ONUN İÇİN SIRAT KÖPRÜSÜNÜ, ÇAKAN ŞİMŞEK GİBİ GEÇME İHSANI YAPILIR
28. " ALLAH ONUN CENNETTEKİ DERECESİNİ BİR KAT DAHA ARTTIRIR.
29. " ONA BİN MAKBUL HAC SEVABI VERİLİR.
30. " ALLAH ŞÖYLE BUYURUR; "EY KULUM! CENNETİN MEYVALARINDAN YE, SELSEBİL SUYUNDA YIKAN, KEVSER ŞARABINDAN İÇ, BEN SENİN RABBİNİM, SENDE BENİM KULUMSUN DER.

- VE BİR MÜNADİ NİDA EDER: HER GECE TERAVİH KILAN KULLAR CEHENNEMDEN AZAD OLMUŞ KULLARDIR. KORKTUKLARI CEHENNEMDEN AZAD OLUP, UMDUKLARI CENNETE CEMÜL'E NAİL OLDULAR.
- VE HAK TEALA AZAMEDİ ŞANIYLA BUYURUYOR Kİ: AZİM CELİLİM HAKKI İÇİN BU KULLARIMA AF İLE MUAMELE EYLEDİM VE CEHENNEM ATEŞİNE VÜCUTLARINI HARAM KILDIM.
- ONDAN SONRA MEVLA TEALA EMREDER, O KULLARA BERAT YAZILIR. ERKEK OLSUN KADIN OLSUN CEHENNEM AZABINDAN KURTULMAYA VE SUALİ KOLAY GEÇMEYE DAİR BERATİ ELİNE VERİLİR. HER KİM İHLAS VE İNANÇ ÜZERE RAMAZAN-I ŞERİFTE 30 GECE TERAVİH KILSA MEVLA BU SEVAPLARI ŞEKSİZ ŞÜPHESİZ O KİMSEYE İHSAN EDER.
RABBİM HEPİMİZİ HAKİKİ KUL OLUP, İMAN ve İTAAT EDENLERDEN EYLESİN. AMİN
.

11/10/2006

GÜZEL BİR KISSA

Hz. Ömer arkadaşlariyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :
 
-"Ey halife, bu aramizdaki arkadaş bizim babamizi öldürdü. Ne gerekiyorsa  lütfen yerine getirin."
Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek :
 
- Söyledikleri doğru mu diye sorar , Suçlanan genç der ki :
 
-Evet doğru.
 
Bu söz üzerine Hz Ömer;
-Anlat bakalim nasil oldu   diye sorar:
 
Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki :
 
-"Ben bulundugum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanim ailemle beraber gezmeye çiktik, kader bizi arkadaslarin bulundugu yere getirdi. Afedersiniz hayvanlarimin arasinda bir güzel atim var ki dönen bir defa daha bakiyor, hayvana ne yaptiysam bu arkadaslarin bahçesinden meyva koparmasina engel olamadim, arkadaslarin babasi içerden hisimla çikti , atima bir taş, atti atim oracikta öldü. Nefsime bu durum agir geldi, ben de bir tas attim, babasi öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaslar beni yakaladi, durum bundan ibaret" dedi.
 
Bu söz üzerine Hz Ömer:
 
-"Söyleyecek bir sey yok, bu suçun cezasi idam.Madem suçunu da kabul ettin" dedi.
 
Bu sözden sonra delikanli söz alarak
 
-"Efendim bir özrüm var" diyerek konusmaya basladi
 
- "Ben memleketinde zengin bir insanim, babam rahmetli olmadan bana epey bir altin birakti. Gelirken kardesim küçük oldugu için saklamak zorunda kaldim. Simdi siz bu cezayi infaz ederseniz yetimin hakkini zayi ettiginiz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardesime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum" der.
 
Hz. Ömer dayanamaz der ki :
 
-"Bu topluluga yabanci birisin, senin yerine kim kalir ki?!"
 
Sözün burasinda genç adam ortama bir göz atar, der ki:
 
- "Bu zat benim yerime kalir." O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşarindan daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan başkasi değildir.  Hz.Ömer Amr'a dönerek,
 
- "Ey Amr, delikanliyi duydun" der.
 
O yüce sahabi
 
-"Evet, ben kefilim" der ve genç adam serbest birakilir.
 
Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çikarak genc'in gelmeyecegi, dolayisiyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktülün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razi olmaz ve "babamizin kani yerde kalsin istemiyoruz" derler.
 
Hz. Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki :
 
"Bu kefil babam olsa farketmez cezayi infaz ederim."
 
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki :
 
-"Biz de sözümün arkasindayiz."
 
Bu arada kalabalikta bir dalgalanma olur ve insanlarin arasindan genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki evladim gelmeme gibi önemli bir nedenin vardi neden geldin?" Genç vakurla basini kaldirir ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan)
 
"AHDE VEFASIZLIK ETTI" demeyesiniz diye geldim der.
 
Hz.Ömer basini bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki :
 
-"Ey Amr, sen bu delikanliyi tanimiyorsun nasil oldu onun yerine kefil oldun".
 
Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyyen razi olsun, vakurla kanimizi donduracak bir cevap verir,
 
-"Bu kadar insanin içerisinden beni seçti.
 
"INSANLIK ÖLDÜ "dedirtmemek için kabul ettim" der.
 
Sira gençlere gelir, derler ki :
 
-"Biz bu davadan vazgeçiyoruz."
 
Bu sözün üzerine Hz Ömer :
 
-"Ne oldu, biraz evvel "babamizin kani yerde kalmasin" diyordunuz ne oldu da vaz geçiyorsunuz?" der.
 
Gençlerin cevabi da dehsetlidir :
 
-"MERHAMETLI INSAN KALMADI" DEMEYESINIZ DIYE ...